--° Yükleniyor...
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kahramanmaraş
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Şanlıurfa
  • Şırnak
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak
Köşe Yazısı
Mehmet Aydın

Enkazın Altında Kim Kaldı?

Mehmet Aydın

Gazze'de yine enkaz kaldırıldı. Yıkılan binaların arasından 112 şehidin naaşı çıkarıldı. İki aile, nice hayat... Kimi anneydi, kimi babaydı, kimi çocuktu, kimi henüz hayatın başındaydı.

Dünya onları "enkazdan çıkarılanlar" diye gördü. Oysa hakikat çok daha farklıydı.

Onlar enkazın altında kalmadılar.

Onlar korkunun karşısında eğilmediler. Açlığa, susuzluğa, bombalara rağmen inançlarının mücadelesini verdiler. İnandıkları değerlerden vazgeçmeden yaşadılar ve şehid oldular. Geride yıkılmış evler bıraktılar belki; ama eğilmiş başlar bırakmadılar. Onlar şehadetle yüceldiler.

Peki asıl enkazın altında kimler kaldı acaba?

Konuşmaya gücü yettiği hâlde susanlar…

Yardım edebileceği hâlde elini uzatmayanlar…

Zulmü seyredip normalleştirenler…

Mazlumun feryadını duymamayı tercih edenler…

Diliyle konuşmaktan bile aciz, kalbiyle buğzetmeyi bile unutmuş o kalabalıklar...

Gaflette boğulanlar…

Acının ancak şovunu yapanlar…

Bir lokma ekmeğe bir damla suya muhtaç bırakanlar…

"Bana dokunmayan bin yaşasın” diyenler…

İşte asıl enkaz bunların üzerine çökmüştür.

Çünkü bazen sessizlik de bir tercihtir.

Ve bazen insan, söylediği sözlerle değil; söylemediği sözlerle kaybeder.

İnsanlık, hak ile zulmün karşı karşıya geldiği her yerde aynı soruyla yeniden yüzleşir: Hakkın yanında mı duracağız, yoksa sessizliğimizi mazeretlere mi emanet edeceğiz?

Gazze bugün bu soruyu bütün ümmete yeniden sormaktadır.

Aç kalan her çocuk, insanlığın tok vicdanını sorguluyor.

Susuz kalan her dudak, adalet adına kurulan cümlelerin samimiyetini sorguluyor.

Yıkılan her ev, bizim hangi değerleri ayakta tutabildiğimizi sorguluyor.

Belki onların bedenleri enkazdan çıkarıldı.

Ama ya vicdanlarımız ya kardeşliğimiz?

Onları hangi enkazın altından çıkaracağız?

Hiçbir zulüm sonsuza kadar sürmez. Tarih bunun en büyük şahididir. Güç sahipleri değişir, ordular dağılır, saraylar yıkılır. Fakat hak uğruna direnenlerin adı yaşamaya devam eder. Gazze de yeniden ayağa kalkacaktır. Çocukları yeniden gülecek, ezanları yeniden yükselecek, sokakları yeniden hayat bulacaktır.

Fakat o gün geldiğinde herkes aynı yerde olmayacak.

Bir tarafta açlığa, susuzluğa ve ölüme rağmen izzetini koruyanlar olacak.

Diğer tarafta ise ekranların karşısında sessizliğini koruyanlar…

İşte asıl enkazın altında kalanlar onlar olacaktır. Asıl kaybedenler onlar olacaklardır.

Gazze kaybetmedi.

Gazze direniyor ve Gazze Allah’ın izniyle kazanacak.

Çünkü yere düşen her damla masum kan, kıyamete kadar ümmete vicdanı hatırlatacak.

Aç kalan her yürek, ümmete sabrın ve imanın azığını bırakacak.

Susuz kalan her dudak, Kerbelâ'dan bugüne uzanan hakikat haykırışını kıyamete kadar taşımaya devam edecek.

Gazze, bütün acısına rağmen insanlığa hâlâ izzetin, sabrın ve teslim olmayan bir imanın ne demek olduğunu öğretiyor.

Kaybedecek olan ise zulmü alkışlayanlar değil yalnızca zulüm karşısında susmayı seçenlerdir.